Eskişehir Şehir Hastanesi
Eskişehir Şehir Hastanesi
Eskişehir Şehir Hastanesi
Eskişehir Şehir Hastanesi
 
 
 
Hastanemiz Misyon ve Vizyon Özellikli Hizmetler Tıbbi Birimler
 
 
Ana Sayfa  
İletişim ve Ulaşım >  
Foto Galeri  
İletişim  




 

Tansiyonunuz İlaçlara Rağmen Düşmüyorsa Sebebi Aldosteron Hormonu Olabilir!
3.08.2026 

Dirençli Hipertansiyon ve Potasyum Düşüklüğüne Dikkat: Böbreküstü Bezi Kitleleri Tansiyonu Tetiğe Bastırıyor

Bu İki Belirti Birlikte Görülüyorsa Dikkat: Dirençli Hipertansiyonun Sebebi Aldosteron Hormonu Olabilir!

Dünya genelinde 1,4 milyar, Türkiye’de ise 20 milyon kişiyi etkileyen hipertansiyon, bazı durumlarda ilaçlara direnç gösteriyor. İki veya daha fazla ilaca rağmen düşmeyen tansiyon ve potasyum düşüklüğünün böbreküstü bezi kitlelerine işaret edebileceğini belirten Doç. Dr. Mehmet Köstek, kapalı cerrahiyle bu kitlelerin çıkarılabildiğini aktardı.

Türkiye'de yaklaşık 20 milyon kişinin mücadele ettiği hipertansiyon; sağlıksız beslenme, tuz tüketimi ve hareketsiz yaşamın yanı sıra hormonal rahatsızlıklardan da kaynaklanabiliyor. Acıbadem Altunizade Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Köstek, özellikle birden fazla ilaç kullanımına rağmen kontrol altına alınamayan "dirençli hipertansiyon" vakalarında böbreküstü bezlerinin mutlaka incelenmesi gerektiğini belirtti.

Aldosteron Hormonu Su ve Tuz Dengesiyle Oynuyor

Böbreklerin hemen üzerinde yer alan ve 4-6 gram ağırlığındaki böbreküstü bezleri; kortizol, adrenalin ve aldosteron gibi hayati hormonları salgılıyor. Ancak bu bezlerde gelişen iyi huylu kitleler, vücudun mineral dengesini sağlayan aldosteron hormonunun aşırı salgılanmasına yol açabiliyor.

Doç. Dr. Mehmet Köstek, mekanizmayı ve tehlikelerini şu sözlerle açıkladı:

"Fazla salgılanan aldosteron hormonu böbreklerde sodyum ve su tutulmasına, buna bağlı olarak da vücutta potasyum kaybına neden olur. Yüksek tansiyon ile potasyum düşüklüğünün birlikte görülmesi, aldosteron fazlalığını düşündüren en önemli iki işarettir. Sürekli potasyum kaybı yaşanması ise kas güçsüzlüğünden kalp ritim bozukluklarına kadar giden tablolara yol açabilir."

Belirti Vermeyen Kitleler Yıllarca Fark Edilmeyebiliyor

Böbreküstü bezlerindeki kitlelerin çoğunlukla sinsi ilerlediğini ve rutin kontrollerde fark edilmediğini vurgulayan Köstek; hastaların yıllarca yüksek dozda tansiyon ilacı veya potasyum takviyesi kullanmak zorunda kaldığını ifade etti. Erken tanının kalp ve damar sağlığını korumada kritik rol oynadığının altı çizildi.

Tanı ve Tedavide Kapalı Cerrahi Konforu

Hastalığın tanı sürecinde öncelikle ayrıntılı hormon tetkikleri yapılıyor. Hormon seviyelerinde anormallik saptanması halinde Bilgisayarlı Tomografi (BT) veya MR görüntülemeleriyle kitlenin konumu tespit ediliyor.

Tedavi sürecine ilişkin bilgi veren Doç. Dr. Mehmet Köstek, şu ifadeleri kullandı:

  • İşlem Kapalı Yöntemle Yapılıyor: Aşırı hormon üreten kitleler günümüzde çoğunlukla laparoskopik veya robotik cerrahi (kapalı yöntem) ile çıkarılıyor.

  • Hızlı İyileşme: Küçük kesilerle yapılan operasyon sayesinde hastalar 1-2 gün içinde günlük yaşamlarına dönebiliyor.

  • İlaç Bağımlılığı Azalıyor: Ameliyat sonrasında hastaların tansiyon değerleri normale dönebiliyor veya kullandıkları ilaç sayısı/dozu belirgin şekilde azaltılabiliyor.

Gönderen: haber
1433 defa okundu 
 


Sağlık
Alanönü Aile Sağlığı Merkezi ve 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu Hizmete Açıldı!
Ağustos Sıcaklarına Karşı Korunma Rehberi: İç Hastalıkları Uzmanından 10 Altın Öneri
Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğü’nden Emzirme Danışmanlığı Hamlesi
Dijital Sağlık ve Yaşlı Bakımında Öncelikli Tercih: Anadolu Üniversitesi YEMYO
Kalp Sağlığının En Güçlü İkilisi: Protein ve Lif Dengesi Nasıl Sağlanır?

 

 
 
  Ziyaretçi: 329533 - Hit: 331555